|
Fethiye’nin
antik dönemlerdeki ismi; Telmessos. Bu kentin
Likya ve Karya uygarlıklarının
sınırında İ.Ö. 5. yy. da kurulduğu biliniyor.
Günümüze ulaşan kalıntılardan, Helenistik ve Roma
dönemlerinde kentin oldukça zengin ve yüksek bir
kültüre sahip olduğu ve tanrı Apollon’a
adanmış ünlü bir kehanet merkezi olduğu anlaşılıyor.
Antik Telmessos’un Likya’ya özgü kaya mezarları,
lahitleri, kale ve tiyatrosu bütün görkemiyle
Fethiye’yi süslüyor.
Fethiye ve
Antalya arasında uzanan Teke Yarımadası antik
dönemlerde Likya olarak adlandırılmış. Anadolu’nun
yerli halklarından olan
Likyalılar,
Homeros’un ünlü
İlyada’sında
ve Kadeş
Savaşını
sona erdiren tarihin ilk yazılı antlaşmasında,
denizci bir ulus olarak tanımlanmış.
Fethiye’nin
simgesi olarak kabul edilen Amintas Mezarı, limandan
kenti çevreleyen tepenin eteklerinde muhteşem
görüntüsüyle göze çarpıyor. In Antis planlı, İyonik
bir tapınak cephesine sahip olan mezar, Helenistik
dönemde 4. yy da Telmessos kentinin yöneticisi
olduğu sanılan Kral Amintas’ın anısına inşa edilmiş.
Kentin içinde Likya tipi birçok lahit mezar
örneğine rastlamak mümkün. Bazılarının üzerinde
Likya dilinde yazılmış kitabeler mevcut. Özellikle
Hükümet Konağının bahçesinde bulunan lahit,
üzerindeki savaşçıları betimleyen kabartmaları ile
dikkat çekiyor.
Kale, kent akropolünde, Roma döneminde inşa
edilen eski duvarların üzerine 11. yy da yapılmış.
Rodos’lu Şövalyelerin Fethiye’yi bir deniz üssü
olarak kullandıkları 15. yy da bir onarım gördüğü
biliniyor.

Telmessos antik tiyatrosu ticari iskelenin
hemen arkasında, Fethiye kent merkezinde bulunuyor.
Tipik bir Roma özelliği gösteren tiyatronun 2. yy da
daha önceden Yunan tarzında yapılmış başka bir
tiyatronun üzerine inşa edildiği biliniyor. 1993
yılında Fethiye Arkeoloji Müzesi tarafından yapılar
kazılarla ortaya çıkartılan yapının, oturma ve sahne
bölümlerinin restore edilmesi için çalışmalar
sürdürülüyor.
Arkeoloji ve Etnografya bölümlerinden oluşan
Fethiye Müzesi ilçe merkezinde hizmet veriyor.
Müzede, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma, Bizans
ve Osmanlı dönemlerinden kalma eserlerin yanında,
yöre kültürüne özgü tipik el sanatlarının da
örneklerini görmek mümkün.
Fethiye Belediyesi ve Müze Müdürlüğünce yürütülen
bir proje kapsamında, restore edilecek antik
tiyatronun çevresinde hizmet verecek modern bir
hizmet binası ile bir açık hava müzesinin
oluşturulması için çalışmalar sürdürülüyor. Projenin
tamamlanmasından sonra yeniden biçimlenecek olan
kent merkezinin, doğal ve kültürel çevrenin
korunarak yaşatıldığı örnek bir alana dönüşmesi
amaçlanıyor.
Geçmişte Likya olarak adlandırılan Teke
yarımadasında tarih İ.Ö. 2. binlerin gerisine kadar
uzanıyor. Gerçekte Likyalıların Hititlerle birlikte
Kadeş Savaşına katılmış olmaları, onların
Anadolu’nun en eski yerli halklarından olduklarını
gösteren en önemli işaret. Süreç içinde Likya,
Persler, Büyük İskender, Romalılar ve Bizanslılar
tarafından işgal edilmiş fakat asla teslim
alınamamış. Likya’yı ve onun önemli kentlerini
keşfetmek isteyenler için Fethiye en uygun merkez
konumunda. Organize turlar ya da kendi çabanızla
önemli Likya kentlerine Fethiye’den ulaşmak çok
kolay...
Tlos
Fethiye’den 28 km uzaklıktaki Tlos,
Hititlerin Dlawa olarak tanımladıkları ve Likya’nın
19. yy kadar varlığını sürdüren en eski
yerleşimlerinden biri. Likya Federasyonunun “spor
kenti” olarak biliniyor ve mitolojik kanatlı at
Pegasus ile onun kahramanı Belleforontes’in burada
yaşadığına inanılıyor. Akropol, Kanlı Ali Ağa’nın
Sarayı, Stadyum, Gymnasyum, Palaestra, Hamam,
tiyatro, Belleforontes’in mezarının bulunduğu
nekropol Tlos’tan günümüze ulaşan yapılar.
Fethiye’ye 40 km. uzaklıktaki
Tlos antik kentine Fethiye-Antalya yolu üzerinde 22
km sonra Kemer Bucağı’na sapıp, şehir içinden sağa
dönerek (Çatallar Köyü yolu) 12 km’lik bir yolla
ulaşılıyor.
Ören yeri Saklıkent’e de 8 km uzaklıkta ve
Yaka Köy’ün yanında. Önünde Osmanlı yapısı bir
kalenin gizlediği kentin akropolü dik bir tepenin
üzerinde bulunuyor. Kalenin altında Lykia duvar
kalıntıları, güneyde ise Roma dönemi surlar
görülüyor. Lykia kaya mezarları; hamam, paleastra ve
gymnasion kalıntıları ile çok iyi korunmuş durumda
tiyatrosu gezilebiliyor. Bellerephontes’i kanatlı
atı Pegasus ile savaşırken resmeden süslemeler ören
yerinde gezintiyi ilginç kılıyor.
Ören yeri girişinde çınar ağaçlarının
serinliğinde çay bahçeleri sıralanıyor. Soğuk bir
şeyler ve özellikle bol köpüklü yayık ayranı
içebilirsiniz.
Yaka Köyüne kadar gelmişken Yaka Park’ta bir mola
verebilirsiniz. Yaka Park, Yaka Köy’den 1 km
yukarıda. Kaş, Kalkan, Fethiye çıkışlı jeep
safaricilerin durak noktalarından biri olan
Yakapark’ta anıt olmuş ağaçlar, kademeli teraslar,
havuz, su kanalları, hamaklar, kerevetler, taş
masalar ve köşkler çevreye uyumlu olarak
yerleştirilmiş Yakapark işletmecileri tarafından.
Sacta gözleme yapan köy kadınları, masalar arasında
dolaşarak ötüşen horoz ve tavuklar ilgi çekiyor.
Bahçenin ortasına kurulu ızgarada etler pişiriliyor,
mısır ununda alabalık kızartılıyor. Turizmciler
yaratıcı olmalı. Yaratıcılığın hoş bir örneğini
göreceksiniz. Balıklı Bar, Yakapark’ın başka hiç bir
yerde görülemeyecek animasyonu. Barın tezgahı taştan
yapılmış ve kenarından buz gibi suyun aktığı bir
kanalet geçiyor. İçinde de alabalıklar dolaşıyor
kanaletin. Alabalıklar insana alışık sanki.
Sevilmekten okşanmaktan hoşlanıyorlar, kaçmıyorlar.
Cadianda :
Cadianda antik kenti, Fethiye
ilçe merkezinden 20 km uzaklıktaki Üzümlü
yakınlarında bulunuyor. Antik dönemlerin Cyclop (Kiklop)
duvarlarının dünyadaki en güzel örneklerinden
sayılan yapılar, spor kompleksi, tiyatro, Heroon
diye adlandırılan tapınak tipi anıtsal mezar ve
agora Cadianda’da günümüze ulaşan görülmeye değer
yapılardan birkaçı.
Pınara:
Likya’nın
“güzellikler merkezi” olan Pınara’ya , Fethiye – Kaş
karayolundan Minare Köyüne giden yoldan ulaşılıyor.
Güvercin yuvası biçiminde yuvarlak bir tepenin
yamacına kazılmış sayısız mezarın görüntüsü
gerçekten heyecan verici. Kalp biçimli hazırlanmış
sütunların çevrelediği ve tanrıça Afrodit’e adanmış
kalp planlı bir tapınak belki de Pınara’yı görülmeye
değer kılan en ilginç yapı.
Xanthos:
İ.Ö. 546 da
Perslerin işgali sırasında halkının teslim olmayarak
tarihin ilk toplu intiharını gerçekleştirdikleri yer
olan Xanthos, Likya Federe Birliğinin ilk siyasal
başkenti olarak biliniyor. Türkiye’nin en güzel
antik kentlerinden birisi olan Xanthos, Fethiye –
Kaş karayolu üzerindeki Kınık Köyünün hemen yanında
bulunuyor. 1838 yılında İngiliz araştırmacı Charles
Fellows tarafından kazılan kentten taşınan
“Nereidler Anıtı” ve Likya sanatının diğer benzersiz
örnekleri halen Londra’da British Museum’da
sergileniyor.

Letoon:
Tarihsel kaynaklara
göre Tanrıça Leto’ya adanarak kurulan Letoon, Likya
Federe Birliğinin “kutsal kenti” ve “ dinsel merkezi”.
Likya’nın bütün kutsal törenlerinin burada yapıldığı
biliniyor. Leto, Artemis ve Apollon’a adanan 3
tapınak yapısı, nympheus, Bizans döneminden kalma
kilise yapıları, agora ve Tiyatro’daki arkeolojik
kazı çalışmaları Fransız kazı heyeti tarafından
sürdürülüyor.
Ölüdeniz (Blue Lagoon) :
Yüzme ve su sporları
için kristal berraklığında turkuvaz renkli denizi,
bembeyaz kumsalı ve gökyüzünden hiç eksik olmayan
güneşi ile dünyanın gözdesi Ölüdeniz’i keşfedin...
Durgun suyu ve korunaklı yapısıyla Ölü bir denize
benzeyen lagün, Kumburnu Ulusal Parkı ve Belcekız
Plajı size kolayca doyamayacağınız doğal bir cennet
manzarası içinde tatil olanağı sunuyor.

Fethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14
km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir
mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur.
Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz
Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir,
kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile
yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde
kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir.
Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici
tukuazı zenginleştirir.
Belcekız adı da bir efsaneye dayanıyor. Eski
çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve
içme suyu almak üzere kıyıya sandalla çıkarlarmış.
Bir gün yaşlı bir kaptanın genç, yakışıklı oğlu su
almak için koya çıktığında güzel mi güzel Belcekız’ı
görür. Görür görmez de vurulur.
Kızın yüreğine de ateş düşer. Ama delikanlı suyu
alıp dönmek zorundadır. Gemi uzaklaşıp gider.
Belcekız hep kıyıyı, sevgilisini kollar. Delikanlı
da geminin buralardan her geçişinde su almaya gelir.
Böylece görüşür, sevişirler.
Bir gün gemi buralardan geçerken fırtına patlar.
Genç, babasına burada korunaklı, havuz gibi bir koy
olduğunu söyler. İhtiyar kurt ise oğlunun gönül
macerasını bilmektedir. Oğlunun sevgilisini görmek
uğruna gemiyi parçalamayı göze aldığını sanır.
Dalgalarla birlikte kavga da büyür baba oğul
arasında. Gemi tam kayalıklara çarpacakken kaptan
bir kürek darbesiyle oğlunu denize atar ve dümene
yapışır ki durumu görür. Deniz dönerek çarşaf gibi
bir koya girmektedir. Oğlan orada ölür. Kayaların
üzerinde sevdiğini bekleyen Belcekız da kendini
kayalardan atıp ölür. İşte o gün bu gündür kızın
öldüğü yere Belcekız, oğlanın öldüğü yere Ölüdeniz
denir. Günün ilerleyişine göre rengi değişip duran
deniz belki de bir oğlana bir kıza yanmaktadır.
Ölüdeniz'de yeterli otel ve lokanta bulacaksınız.
Kumsalda şemsiye kiralanıyor. Büfeler de var.
Kelebekler Vadisi :
Pieri Rapos,
Euglapia Quadripunctia, Danaus Chtsippus ve
diğerleri. Derin bir vadinin tabanında yer alan
Kelebekler vadisi Fethiye’nin en güzel koylarından
birisi... Vadide İlkbahar aylarından başlayarak
yılın büyük bölümünde Jersey Tiger (kaplan
Kelebekleri) nin de aralarında olduğu 40 dan fazla
tür kelebeği gözlemlemek mümkün.
Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi
Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1.
derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü
yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz
zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca,
milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların
gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir
şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki
yaratıyor.
Önce bunu fark edemiyorsunuz, doğal görüntü
böyleymiş gibi geliyor insana. Ama bir ses, bir
hareketle havalanıveren kelebekler gökyüzünü
kaplıyor, vadiye gölge düşüveriyor.
Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e
gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş
usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin
kumsalına ineceksiniz. Gece isteyen uyku tulumuyla
bir köşede uyuyabilir, istemezseniz geldiğiniz tekne
ile geri döneceksiniz. Burada konaklama tesisi yok.
Kumsalda bir kır lokantası kuruluyor yazları.
Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da
olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına
tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar
çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin
olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam
ederlerse yukarıda söz ettiğimiz manzarayı
görecekler.
Saklıkent Gorge:
Saklıkent,
Fethiye’nin hemen arkasında, yüksek Toros
Dağlarından gelen coşkun suların aşındırması ile
oluşan bir doğal güzellik. Sıcak yaz günlerinde
kanyonda sular içinde yapacağınız bir yürüyüşle
serinleyecek, yöre mutfağından örneklerin ve taze
alabalıkların sunulduğu restoranlarda yemek keyfini
yaşayacaksınız. 300 mt derinliğinde ve 18 km
uzunluğundaki kanyon, fotoğraf meraklılarının da
gözdesi.
Saklıkent’e Fethiye-Antalya
karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak
ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra
da Saklıkent’e ulaşılıyor.
Kayadibi köyünü geçiyor ve kanyon girişine
çıkıyorsunuz. Girişde aracınızı bırakıyorsunuz.
Kanyon girişi için ücret ödeyeceksiniz. Eşen çayı,
kanyonun 100 m. içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne.
Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki,
akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine
kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş.
İskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere
ulaşıyorsunuz.
Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı
kıyıya geçip , kanyonun derinliklerine doğru
ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı
olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza
almayı unutmayın.
Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman
engebeli bir biçimde 18 km sürüyor. Sonuna kadar
gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş
ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça
keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip
dönmek.
GEMİLER
KOYU & St. NICHOLAS ADASI:
Kaya Köyünün arkasındaki tepeyi aşarak gelen yol,
sizi zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrelenmiş bir başka
güzelliğe, Gemiler Koyuna ulaştırıyor. Gemiler
Koyunun tam karşısındaki kaplı St. Nicholas (Gemiler
Adası) na bir tekne ile geçebilir ve Bizans
döneminden kalma kalıntıları görebilirsiniz. 1990
yılında bir Japon Arkeoloji heyetinin Fethiye Müzesi
ile birlikte başlattığı kazılarda gün ışığına
çıkartılan buluntulardan, adanın erken Hıristiyanlık
döneminde önemli bir ziyaret merkezi olduğu ve
denizler azizi Nicholas’ın bu adada yaşadığı
anlaşılıyor.
GÜNLÜKLÜ ( KÜÇÜK KARGI):
Orman içi dinlenme kampı olarak kullanılan Günlüklü,
Latince Liquidi-Ambar Orientalis olarak adlandırılan
Günlük (Sığla) ağaçlarıyla kaplı bir ulusal park.
Çadır tatili ve günübirlik piknik için her türlü
olanağa sahip olan kampingin şirin bir plajı da var.
KATRANCI:
Fethiye – Muğla karayolunun 15. km sinde çam
ağaçlarının denizle kucaklaştığı, irili ufaklı
koylarla çevrelenmiş olan Katrancı da bir Orman içi
dinlenme kampı olarak hizmet veriyor. Çadır turizmi
– kampçılık için ideal olanaklara sahip olan
Katrancı parkında günübirlik piknik yapmak da mümkün.
GEBELER KAPLICASI:
Tlos hamamlarını hatırlatan Gebeler Kaplıcası,
birçok hastalığa şifa veren yüksek Klorin ve sülfat
içerikli termal su kaynaklarıyla bölgenin ilginç bir
sağlık merkezi. Yaklaşık 15 mt derinlikteki
kuyulardan alınan termal suyun romatizma ve çeşitli
cilt hastalıklarının tedavisinde yarar sağladığı
söyleniyor.
Fethiye’de sahilden dağlara ve yaylalara uzanan
farklı kültürler, birbirleriyle kucaklaşıp yöredeki
yaşama renk katıyor. Tipik bir Fethiye fotoğrafında
bir yörük ile bir balıkçının kolayca bir araya
geldiklerini görmek mümkün. Yöredeki müzik, halk
dansları, yerel mutfak ve el sanatları gibi
folklorik değerler, Türkiye’nin diğer bölgelerinden
farklılıklar gösteriyor.
Kaya Halısı: Yüzyıllardır el tezgahlarında
göz nuru, el emeği ile dokunan Kaya Köyünün halıları,
özellikle özgün desenleri, renkleri ve kök boyası
tekniği ile ilgi çekiyor. Dastar: Üzümlü Köyüne özgü
bir el dokuması sanatı ürünü olan dastar, pamuklu
iplikten düz ya da beyaz üzerine beyaz desenli
olarak geleneksel tezgahlarda dokunuyor. Dastar
kumaşından hazırlanan çeşitli ürünleri, Fethiye’nin
her yerindeki alışveriş merkezlerinde bulmak mümkün.
Kilim: Özellikle heybe ve yaygı olarak
kullanılan, yöreye özgü çizgilere sahip Kilimler,
Fethiye’nin Seydiler, Atlıdere, Karaçulha ve Eldirek
Köylerinde geleneksel yöntemlerle ve el
tezgahlarında dokunuyor.
Kolan: İnce ve uzun kuşaklar biçiminde çeşitli renk
ve desenlerde dokunan Kolan dokumacılığı da Fethiye
bölgesine özgü kültürel öğeler taşıyan bir el sanatı
KAYA KÖYÜ – KÜLTÜRLER MOZAİĞİ:
Tarihi Fethiye Kalesinin arkasından güneye doğru
giden dağ yolunu izlerseniz, 7 km ötede Anadolulu
Rumların 1922 yılına kadar yaşadıkları büyüleyici
bir yerleşim yerine ulaşırsınız. Geçmişte Kaya Köyü,
“Levissi” olarak isimlendirilmişti. 1922 yılında iki
ülke arasında yapılan bir nüfus değişimi anlaşması
gereği, Trakyalı Türkler ve Anadolulu Rumlar
karşılıklı olarak yer değiştirmişler, ancak bu
bölgeye gelen Trakyalı göçmenler çevre koşullarına
uyum sağlayamadıkları için, köyü kısa sürede terk
etmişlerdi. Kaya Köyü, 1923 yılından buyana
terkedilmiş bir “hayalet kent” görüntüsüyle
ziyaretçilerini ağırlıyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ve Türkiye
Mimarlar Odası tarafından yürütülen bir proje
kapsamında, köyün iki büyük kilisesi, bir okul ve
birkaç konutun restorasyonu için 2000 yılı yazında
çalışmalar başlatıldı. Binlerce terk edilmiş konutun
yanında, kiliseleri, şapelleri, okulları çeşmeleri,
iş atölyeleri, hastanesi ve kütüphanesiyle Kaya
Köyünün restorasyondan sonra bir kültür varlığı
olarak korunması ve uluslar arası “dostluk ve barış
köyü” olarak kullanılması için her kesimden sıcak
destek geliyor.
Fethiye’nin dağları ve ormanlarının hemen hepsi,
muhteşem görüntüler içinde bozulmamış, doğal koruma
ortamında, zengin bir kültür, flora ve fauna
çeşitliliği sunuyor.
Yüzyıllardır yaşanan bir gelenek olan yayla
göçleri, günümüzde de sürüp gidiyor. Göçebe ve yarı
– göçebe yöre halkı sıcak yaz aylarını sahildeki
yerleşimler yerine, yükseklerdeki serin yaylalarda
geçirmeleri, bölgedeki kültürel yapının
çeşitliliğinin güzel bir örneği...
Fethiye’den yaklaşık 80 km uzaklıkta Toros
Dağlarının üzerindeki Seki ve Girdev Yaylaları,
atları ve Ardıç Ağaçlarıyla muhteşem görüntülere
sahip. Boğalar Köyünde yayla kültürünün ilginç
örneklerinin sergilendiği “Yörük Müzesi” ise
gerçekten görülmeye değer...
Fethiye’de keyifli bir tatil geçirmeniz için
kamu ve yerel yönetimler ile sivil kuruluşlarımızın
hizmetlerinden yararlanabilirsiniz . |
|
GENEL
BİLGİLER |
Fethiye,
kelimelerle anlatılamayacak kadar
güzelliklerle dolu bir Akdeniz ilçesidir.
Eğer bir doğa tutkunuysanız ve yaşamınızda
yeni ufuklar keşfetmek için
sabırsızlanıyorsanız, tatiliniz için
mükemmel bir seçim fırsatınız var.
Fethiye’nin doğal cennetinde birbirinden
şirin irili ufaklı koyları, kumsalları,
adaları, sıcak iklimi ve bereketli
toprakları ve Toros’ların yeşil çam
ormanlarının görüntüsü sizi bekliyor.
Işıklar kentinde, tatil keyfinizin bir
coşkuya dönüştüğünü hissedecek, tarih ve
kültürün çevredeki doğal güzelliklerle nasıl
bütünleşip renklendiğinin tanığı olacaksınız.
Fethiye, Türkiye’nin
güneybatısında Akdeniz’in Ege ile buluştuğu
kıyılarda, Uluslar arası Dalaman
Havalimanına 50 km uzaklıkta yer alıyor.
Diğer merkezlerle karayolu ulaşımının
kolaylığı, yılın her
ayında
yolculuğunuzun zevkli ve rahat geçmesini
sağlıyor. Doğal limanı ve marinası, deniz
yolculuğunu seçenler ve yatçılar için bütün
olanaklara sahip. Fethiye’nin 35 km
yakınındaki Göcek Koyu ve marinaları da son
yıllarda Akdeniz’in yatçılarının en sevdiği
uğrak yerleri...
Eşen Yaylasından başlayarak bütün
bölge, Toros Dağlarının güneybatıdaki
yükseltileri ve çam ormanları ile kaplı. Bu
dağların kıyılardaki yüksekliği 2000 mt ye
kadar ulaşıyor. Sıcak yaz günlerinde, mavi
gökyüzünün altında, çam ormanlarının hemen
arkasındaki yüksek tepelerdeki kar
manzaraları gerçekten de görülmeye değer.
Dağların yamaçlarında, çam ağaçlarının yanı
sıra kekikten ada çayına, turunçgillerden
Günlük (Sığla) ağaçlarına kadar
binlerce bitkinin bulunduğu zengin bir flora
örtüsü Fethiye’nin ayrı bir özelliği...
Bölgede yaklaşık 100 hektarlık bir alanı
kaplayan Günlük ormanı ideal bir kamp ve
piknik alanı olarak kullanılıyor. Günlük (Sığla)
ağaçlarının reçinemsi yağı eczacılık ve
kozmetik sanayiinde kullanıldığı gibi, bu
ağaçların kurumuş kabukları da antik
dönemlerden bu yana yörede tütsü malzemesi
olarak önem taşıyor..
Fethiye, tipik Akdeniz iklimi
özelliklerine sahip. Sıcak yaz günlerinin
ortalama sıcaklığı 30° C. Zaman
zaman yağışlı geçen kış aylarında ise bu
değer 12° C dolayında. Kış
aylarındaki deniz suyu sıcaklığı ise 17°
C nin altına düşmüyor.
Verimli
ve bereketli topraklara sahip olan Fethiye
ovasında tarım en büyük gelir kaynağı.
Bundan dolayı çevredeki diğer turizm
merkezlerinin aksine, Fethiye’de yaşam yaz
sezonu dışında da hareketliliğini sürdürüyor.
Sera ve bahçe tarımıyla birlikte,
pamuk, susam, tütün ve anason gibi
endüstriyel tarım ürünlerinin üretimi ilçe
ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Yıllık
yaklaşık 250.000 ton dolayında sera ve tarla
domatesi üretilerek yurt içi ve dışındaki
pazarlara sunuluyor. Arıcılık ve bal üretimi
de oldukça yüksek bir potansiyele sahip.
Fethiye’nin bir başka zenginliği ise,
dünyanın 4. büyük Krom rezervine sahip maden
yataklarıyla, Türkiye’nin önemli bir Krom
ihracat merkezi olması.
İklim koşulları, hemen bütün
sebze ve meyvelerin yetiştirilmesine olanak
sağlıyor.
Her hafta Salı günleri üreticiler ile
tüketicileri doğal bir alışveriş ortamında
bir araya getiren ilçe pazarı gerçekten de
görülmeye değer. İlçedeki alışveriş
merkezleri de gün boyunca turistlere ve
yerli halka hizmet veriyor. Merkezdeki
Paspatur Çarşısı halı, deri, kuyum,
tekstil ve diğer hediyelik eşya
mağazalarıyla, Osmanlı döneminden kalma
camii ve eski hamamın çevresinde “eski
kent”i günümüze taşıyor. Çevredeki doğal,
tarihsel ve kültürel değerlerle tanışıp bir
dinlenme anında Paspatur’da bir cafe’de
kahvenizi ya da çayınızı yudumlarken,
görülmeye değer zenginliklerle dolu bir “Işıklar
Kenti”(Land of Lights)' ni keşfetmenin
mutluluğunu yaşayacaksınız. |
|
GEZİLECEK YERLER |
|
Gemiler
Adası Ölüdeniz ya da
Gemiler Koyu'ndan teknelerle
ulaşılan ada üzerinde M.S. 5 -11.
yy.lar arası yapılmış Bizans
dönemine ait kilise, şapel sivil
yapı kalıntıları bulunmaktadır.
Hıristiyanlığın ilk yayılma
merkezlerinden biri olması nedeni
ile önem taşımaktadır. St. Nicolas
olarak da bilinen ada, Mavi Tur
teknelerinin uğrak yeridir.
Araxa
Fethiye'ye 40
km. uzaklıkta Antik Xanthos Çayının
çıktığı yerde kurulmuştur.Bu olağan
üstü su kaynağı mitolojik öykülere
konu olmuştur. Bugün Ören Köyü
sınırları içerisinde kalan kentten
günümüze sur kalıntıları, hamam ve
Bizans dönemine ait su yolu
kalmıştır.
Tlos
Fethiye'ye 45 km. uzaklıktadır.
Likya Federe Birliğinin 6 büyük
kentinden biri ve birliğin "spor
merkezi"dir. Uçan kanatlı atı
Pegasus ile ünlenen Mitolojik
kahraman Bellaforonte'nin yaşadığı
kent olarak bilinir. Likya
bölgesindeki en eski kent olduğu ve
kuruluşunun İ.Ö. 2000'lerden önceye
dayandığı arkeoloji kazıları ile
tespit edilmiştir.
Kent akropolünün
doğal kayası üzerinde oluşturulan
mezarlığı, Likya'nın en güzel ev
tipi mezarları ile süslenmiştir.
Nekropoldeki İ.Ö. yy.a tarihlenen
kral tipi mezarın ise
Bellaforonte'ye adandığı bilinir.
Letoon
Fethiye'ye 55 km. uzaklıkta, Likya
Federe Birliğinin dinsel
merkezidir.Tanrıça Leto,Tanrıça
Artemis ve Tanrıça Apollon'a adanmış
3 tapınağı ile ünlüdür. Arkeoloji
kazıları 1962 yılından bu yana
sürdürülen Letoon'da bölgenin erken
Hıristiyanlık dönemine ilişkin
kiliseleri de ortaya çıkartılmıştır.
Pinara
Akdağ'ın eteklerinde Fethiye'ye 55
km uzaklıktadır.
Likya'nın en büyük kentlerinden
biridir.Bölgedeki ilk güzellik
yarışmasının yapıldığı kent olarak
bilinir ve tanrıça Afrodit'e adanan
ilginç mimari özellikteki tapınağı
ile önem kazanmıştır. Yüzlerce
"güvercin yuvası" biçiminde
hazırlanmış halk tipi mezarları
Nekropolis'ini benzersiz kılar.
Cadianda
Fethiye'den 25 km. uzaklıktaki
Üzümlü sınırlarındadır. Likya Federe
Birliğine en son katılan kent olarak
bilinir. İlginç fizik yapısı içinde
kurulan kent doğal nedenlerle
oldukça yıpranmıştır. Fethiye
Müzesince gerçekleştirilen kazılar
sonrası ortaya çıkan Tiyatrosu,
Agorası,Stadyum-Hamam kompleksi ve
anıt mezarları ile son yıllarda
bölgenin ilgi odağı haline
gelmiştir.
Kayaköy
Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen ve
depremler
sonucu birkaç ev tipi mezarı dışında
bütünüyle yok olan antik
Karmillassos'un üzerinde 14. yy. dan
başlayarak kurulmuş bir Rum
yerleşimidir. Eski adı Levissi'dir
Yaşamı boyunca çevresindeki beş Türk
köyünün halkı ile bütünleşen ve
dostluk, kardeşlik, barış kavramları
üzerinde insanlık dersleri veren
Kaya köy bölgemizin gurur
kaynaklarından biridir. 1922 yılında
Türk ve Yunan hükümetleri arasında
imzalanan bir "nüfus değişimi"
anlaşması uyarınca, Kaya köyün Rum
ahalisi ile Batı Trakya'da yaşayan
Türk ahali karşılıklı olarak yer
değiştirmiştir.
Telmessos
Antik Tiyatrosu Antik kaynaklar
Telmessos'da
büyük bir tiyatronun olduğundan
bahsetmekteydi.1993 yılında Fethiye
Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan
sondaj kazılarında erozyonla dolmuş
olan 3-4 metrelik toprak tabakası
altında tiyatronun oturma sıraları
bulunmuştur. 1995 yılına kadar
sürdürülen çalışmalar sonucu
tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar
bugün gün ışığına çıkartılmıştır.
Erken Roma döneminde inşa edilen,
M.S. 2.yüzyılda onarım geçiren
tiyatronun 5000 kişi kapasiteli
olduğu ve Bizans döneminde arena
olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Şimdiki haliyle 1500 kişinin
kullanımına cevap veren Telmessos
Tiyatrosu'nun onarımı için röleve
projesi tamamlanmıştır.
Camiler
Cezayirli Cami
Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan
Paşa tarafından yapılmıştır. Hasan
Paşa ayrıca Kemer Köprüsü, Yayla
yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki
su kemerleri gibi birçok yapıtı
Fethiye'ye kazandırmıştır.
Hanlar
Fethiye'nin
başlıca hanları; Ilıca Hanı (Üzümlü
yolu üstünde), İncir Hanı,
Karatoprak Hanı (İnbecik yolunda),
Kemer-Seki yolunda Paşa Hanı, Daydur
Hanı ve Naldöken Hanlarıdır.
Kaya Mezarı
Likya Kaya
Mezarları Şehir içinde Likya
döneminden kalma
M.Ö. 4.yy. eserleri dikkati çeker.
Bunlar, şehrin simgesi haline gelen
doğal kayaya oyulmuş mezarlardır.Çok
sayıda düzgün basamaklarla
mezarların en güzel ve en görkemlisi
olan Amintas'a ulaşılır. Bu mezar
aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla
görülür ve yaklaştıkça, büyüklüğü
karşısında duyulan hayranlık artar.
Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö.
4. yy. alfabesi ile "Herpamiasoğlu
Amintas" yazılıdır. Bu kişinin
kimliği tam olarak bilinmemektedir.
İlçede görülmeye değer pek çok lahit
mezar bulunmaktadır. Bunlardan en
önemlisi Likya dönemine ait olanıdır.
Deniz içerisinde yükselen mezarın
ilginç bir görünümü vardır. İki
katlı ön yüzünde dörtgen, ahşap
kirişleri andıran oymalar ve gotik
stili kemerli bir kapağı
bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı
savaşları resmeden fresklerle
bezenmiş olup, bunların kişinin
yaşamı ile ilgili olduğu
sanılmaktadır.

Kaleler
Fethiye Kalesi
Şehrin güneyinde yükselen kalenin,
Aziz John'un şövalyelerine ait
olduğu sanılmaktadır. Duvarlara
oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz
bir sarnıç dışında, tepenin doğu
yüzünde küçük ve basit iki kaya
mezarı bulunmaktadır.
Plajlar
Ölüdeniz-Belcekız Turizm
otoritelerince "Tanrının Dünyaya
bahşettiği cennet" olarak
nitelendirilen Ölüdeniz, ülke dışına
taşan ünü ile dünyaya mal olmuş bir
turizm merkezidir.Kıyılara kadar
uzanan yemyeşil çam ormanları,
içinde yeşilin, mavinin ve morun her
tonunun görülebileceği ılık denizi,
uzun kumsalı ile Ölüdeniz bir Dünya
harikasıdır. Son yıllarda, 1975 m.
yükseklikteki Babadağı'nın
doruklarından paraşütle atlayanlar,
dünyanın en nefes kesici
manzarasıyla karşılaşmaktadırlar.
Yılın on ayı denize girme olanağı
sunan bu eşsiz koyda çok sayıda
turistik tesis, restoran, alışveriş
merkezi ile sağlık kabini,
duş-tuvalet, büfe, kabin vb.
üniteler bulunmakta, ilçeye 14 km.
uzaklıktaki merkeze gün boyu
dolmuşlarla ulaşım sağlamaktadır.
Kıdrak
Belceğiz'in 3 km. güneyindeki koy,
sık çam ağaçları, temiz kumsalı ve
berrak denizi ile ideal bir
günübirlik dinlenme yeridir.
Faralya
Kıdrak yolunun
devamındaki şirin sahil köyü,vahşi
doğası,elverişli iklimi,sıcakkanlı
insanları ve tüm çekiciliği ile
gezginlerin uğrak yeri konumundadır.
Kelebekler
Vadisi
Ölüdeniz 'den 3-4
mil uzaklıkta, etrafı 350 m.
yükseklikte dağlarla çevrili bu
ilginç kanyon adını, temmuz-eylül
ayları arasında görülen "Jarsey
Tiger" adlı kelebeklerden almıştır.
Yaz kış akan küçük şelale, geniş
kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl
çakıl taşları ve çevreyi süsleyen
pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir
yeryüzü cenneti olan koya ulaşım,
Ölüdeniz'den teknelerle
sağlanmaktadır. Dünya gezginlerinin
buluşma yeri olan vadide çadırlı
kamp alanı, restoran, bar, roof,
duş, kabin vb. olanaklar
sunulmaktadır.
Saklıkent
İlçe merkezine 50 km.
uzaklıkta, Kayadibi Köyü sınırları
içerisindedir.18 km. uzunlukta,
yüksekliği yer yer 600 m.yi bulan
benzersiz kanyonun içerisine
gizlenmiş bir doğa harikasıdır.
Dimdik sarp kayalıkları, çınar
ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu
kaynak suları ile, doğa tutkunları
için dağcılık, yürüyüş, yüzme
olanakları sunan eşsiz bir turizm
merkezidir.
Yakapark
İnsan emeği ve yaratıcılığı ile
doğanın engin zenginliğinin birlikte
oluşturduğu, su sesi ve kuş sesinin
gizeminde unutulmaz anların
yaşanacağı eşsiz bir dinlenme
yeridir. Yaka Köyü'nden 2 km.lik bir
yolla ulaşım sağlanmaktadır.
Göcek
İlçeye 30 km. uzaklıkta,
Fethiye-Muğla karayolu üzerindedir.
Şirin bir balıkçı kasabası
görünümünde olan Göcek, son yıllarda
yat turizminin en önemli
merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Doğal limanının yanı sıra etrafını
çevreleyen çamlık tepeleri,
yakınındaki ören yerleri, çok
sayıdaki koy ve adaları ile eşsiz
bir turizm cennetidir. Marinalarda
yatçılara her türlü hizmet
verilebilmekte, dileyenler küçük
şirin tesislerde konaklayıp,balıkçı
lokantalarında ve barlarda keyifli
anlar yaşayabilmekte, günübirlik
turlar ve su sporları ile
tatillerini
renklendirebilmektedirler.
Adalar
Birbirinden güzel, sayısız koylarla
süslü Kapıdağ Yarımadası ve
adalardan oluşan, balıkçıların
"Karanlık İçi" olarak tanımladıkları
kesim mavi yolcuların uğrak yeridir.
Fethiye ve Göcek 'ten düzenlenen
günübirlik turlarla da ulaşılan
Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kurşunlu
Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu,
Tersane Adası, Göbün Koyu,
Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz
Adası,
Zeytin
Adası, Kızıl Ada yörede "12 Adalar"
olarak ta anılmakta ve en önemli
çekim alanı özelliğini taşımaktadır.
Oyuktepe
Koyları İlçedeki iki
büyük tatil köyünün de yer aldığı
yarımadadaki Mempaşa, Küçük
Samanlık, Büyük Samanlık, Boncuklu ,
Kuleli Aksazlar, Akvaryum,Turunç
Pınarı vb. doğal koylar,özellikle
yöre halkının sıkça gittiği
günübirlik mesire yeridir.

Katrancı Koyu
Şehre 17 km. uzaklıkta Muğla
Karayolu üzerindedir. Denize kadar
uzanan sık çam ağaçları ile kaplı
koy,orman içi dinlenme alanı olup,
duş, WC, kabin, içme
suyu,büfe,kameriye,otopark gibi
hizmetlerin de sunulduğu ideal bir
çadırlı kamping ve günübirlik mesire
yerleridir.
Günlük (Küçük
Kargı)
Fethiye-Muğla
karayolu üzerinde,şehre 19 km.
uzaklıktadır. Dünyada eşine az
rastlanan sık günlük ağaçları ile
bezeli koy, kamping ve günübirlik
mesire alanıdır. Yılın her mevsimi
ayrı güzelliklerin sergilendiği
benzersiz doğası ve eksiksiz sunulan
hizmetlerle yerli ve yabancı
herkesin ilgisini çekmektedir.
Çalış Plajı
İlçeye 5 km.
uzaklıktaki,yeryüzünde günbatımının
en güzel izlendiği yer olarak
tanımlanan Çalış, 4 km.lik kumsalı
ile sıcak yaz akşamlarında serin
esintisi ile "Caretta Caretta"ları
ile, su sporlarına elverişli denizi
ile çok sayıda nitelikli konaklama
tesisi, restoranları, barları,alış
veriş ve ulaşım olanakları ile ilçe
turizminin en gözde yerlerinden
biridir.
Hisarönü-Ovacık
Ölüdeniz
beldesinde yer alan bu iki tipik
Türk köyü, son yıllarda bu en
belirgin özelliklerini, yoğun
konaklama, alış veriş ve eğlence
merkezine dönüştürmüşlerdir.
Turizmin en hareketli odak noktası
haline gelen Ovacık ve Hisarönü,
Ölüdeniz, Babadağ, Kaya köyü gibi
çekim alanlarına yakınlıkları ile de
ayrı önem taşımaktadır |
|
ALTERNATİF ETKİNLİKLER |
|
Fethiye,
çevresini sarmalayan antik
kentleri ve doğal
güzellikleri ziyaret etmek
isteyenler için “gizemli
Likya” nın en ideal merkezi
konumunda. Keza, Efes,
Pamukkale, Antalya, Patara
ve Dalyan gibi Türkiye’nin
diğer turistik değerlerine
de oldukça yakın.
Fethiye’deki tatiliniz
sırasında, plajlarda
güneşlenip yüzmenin dışında
birçok değişik
etkinliklerden
yararlanabilir, hobilerinizi
geliştirebilirsiniz.
Paragliding:
Yamaç
Paraşütü:
1975 mt
yüksekliğindeki Babadağ’dan
Ölüdeniz’in muhteşem
görselliği eşliğinde
deneyimli bir pilotla
birlikte tandem atlayışınız
30 – 40 dakikalık bir
uçuştan sonra Belcekız
Plajının beyaz kumları
üzerine yumuşak bir inişle
tamamlanıyor. Otelinizden
havalanacağınız piste, 45
dakika kadar süren bir jeep
yolculuğu ile ulaşıyorsunuz.
Paraşütünüzü taktıktan sonra
yapmanız gereken;
pilotunuzla birlikte birkaç
adım koşmak ve kendinizi
mavi gökyüzüne bırakmak.
Artık rahatlayın ve
gökyüzünde özgürlüğü
fotoğraflayın. Adrenalin ve
mavi özgürlük. Siz de
yaşayabilirsiniz...
.

Diving:
Sualtı dalışı:
Denizdeki yaşam, balıklar,
ahtapotlar, kabuklular,
yunuslar, mercanlar ve
değişik türlerde bitki ve
diğer canlılardan oluşan
renkli bir çeşitliliğe sahip.
Fethiye’deki dalış
acentalarının organize
ettiği günübirlik ve
haftalık turlara katılarak
deneyim kazanabilir ve usta
eğitmenlerden sertifika
kursları alabilirsiniz.
Sağlık sorunu olmayan
herkesin bir dalgıç rehber –
balıkadam eşliğinde kolayca
yapabileceği bu spor, ilk
denemenizden sonra
vazgeçemeyeceğiniz bir
tutkuya dönüşecek...
Trekking— LİKYA
YOLUNDA YÜRÜYÜŞÜ
Trekking, Fethiye’nin zengin
florasını tanımak isteyenler
için önerilen en iyi tatil
türlerinden biri. Antik
dönemlerde, Likya kentlerini
birbirine bağlayan patikalar
zinciri, “Likya Yolu” olarak
adlandırılıyor. “Likya
Yürüyüş Yolu” nun başlangıç
noktası Ovacık Köyünde
Babadağ’ın eteği. Bu
etkinlik için yalnızca
standart yürüyüş malzemesine
ihtiyacınız olacak. Her 100
metrede bir karşılaşacağınız
yön levhalarını izleyerek
yürüyüşünüzle ilgili gerekli
bilgileri edineceksiniz.
Yolunuz üzerindeki küçük dağ
köylerine uğrayacak, sıcak
ve dost insanlarla ve
onların yarı – göçebe
yaşantılarıyla
tanışacaksınız. Fethiye ile
Kaş arasında ve hatta
Antalya’ya kadar
uzatabileceğiniz yürüyüş,
Likya Yolu’nun birinci
bölümünü oluşturuyor.
Faralya (Uzunyurt) Köyü,
Dodurga, Pınara - Letoon –
Xanthos antik kentleri ve
Patara bu bölümün uğrak
yerleri arasında. Fethiye –
Marmaris yönündeki ikinci
bölüm ise, Dalyan’ın ünlü
kaplumbağa plajına da
ziyaret olanağı sağlıyor.
Likya Yolunun muhteşem doğal
ortamında yapacağınız
yürüyüş yaşamınıza büyük
renk katacak...

Su
Sporları:
Wind -
surf, su kayağı, jet - ski,
parasail, ringo, banana ve
diğerleri... Bir yandan spor
heyecanı, diğer yandan
eğlence. Fethiye kıyılarında
su sporlarının her türüne
sahipsiniz.
Kano –
Kayaking:
Eşen çayı
üzerinde kısa bir eğitimden
sonra kano ile akıntı
yönünde kürek kullanmak hiç
de zor değil. Okaliptus
ağaçlarının gölgesinde
ilginç manzaralarla
karşılaşacağınız bu keyifli
yolculuk, 18 km
uzunluğundaki Patara
kumsalında sona eriyor.
Binicilik:
Kaya Köyünün çevresinde atla
gezinti, size başka bir
heyecan tattıracak. At
sırtında yaşayacağınız
keyifli yolculuk, Ovacık’tan
başlıyor ve sizi orman içi
patikalarıyla Kaya Köyüne
ulaştırıyor.
Fethiye, Anadolu’nun
heybetli Toros Dağlarının
Akdeniz’e sevdalanıp
eteklerine bereket saçtığı,
mavinin yeşile, kelebeğin
mercana, müziğin dansa,
yörüğün balıkçıya dönüştüğü,
tarih boyunca ışığın ve
suyun coşkulu ritmiyle
yükselen kültürlerin dostluk
ve barış içinde yaşadığı
benzersiz bir tatil
yöresidir
Fethiye’de keyifli bir tatil
geçirmeniz için kamu ve
yerel yönetimler ile sivil
kuruluşlarımızın
hizmetlerinden
yararlanabilirsiniz.
DAHA FAZLA FETHİYE BİLGİSİ
İÇİN :
http://www.fethiyelife.com |
|
|
|
|
|
 |